MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail'de Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşamayı güçlendirecek yeni bir hükümet kurulması gerektiğini belirterek, "Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünden Terörsüz Türkiye sürecine, Avrupa'da yaşanan gelişmelerden Türkiye'nin dış politikasına, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndan İsrail'deki seçim sonuçlarına kadar birçok başlığı değerlendiren Bahçeli, Kudüs İttifakı çağrısında bulundu.
Bahçeli, İsrail seçimlerinin hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koyduğunu, Arap partilerinin güçlü bir konum elde etmesinin ise dikkat çekici olduğunu belirtti. İsrail'de farklı kesimlerin temsil edildiği yeni bir hükümet kurulması yönündeki fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Kudüs İttifakı'nın hayata geçirilmesini istedi.
İşte Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan başlıklar:
Bahçeli, milli iradenin tecelli ettiği TBMM'de gerçekleştirilecek her faaliyetin milletin birliğine, devletin kudret ve adaletine ve daha insani bir dünyanın kurulmasına yönelik hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni etti.
19. yüzyılın sonlarında başlayan ve Düvel-i Muazzama olarak adlandırılan emperyalist devletlerin Türk topraklarını bölme, paylaşma ve yönetme amacı taşıyan Şark Meselesi'nin Türk milletini varlık mücadelesiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Bahçeli, 1912 Balkan Harbi'nden Cihan Harbi ve İstiklal Harbi'ne uzanan savaşlar silsilesinde emperyalizmin hedefinin açık olduğunu ifade etti.
Bahçeli, emperyalist güçlerin Türk milletini önce Avrupa'dan, ardından Anadolu'dan tamamen çıkarmayı amaçladığını kaydetti. Emperyalizmin kara bulutlarının vatan topraklarının her bir parçasına musallat olduğu, Türk ufkunu sardığı bir dönemde işgal güçlerinin zulmüne karşı her ocakta, biçilen her başakta, boğazlardan geçen her lokmada ve her Müslüman Türk'ün kalbinde ve aklında istiklal ateşinin yandığını dile getirdi.
Bu mücadele ruhunun, "Sarsada afak-ı efkârınadan bir inşirah verir elbet Yaradan" mısralarıyla da ifade edildiğini belirtti.
Cumhuriyet'in 103 yıl önce çetin bir mücadelenin ardından istiklal ufuklarında doğduğunu ifade eden Bahçeli, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü aziz ecdada hürmet ve minnet duygularıyla kutladıklarını söyledi.
Cumhuriyet'e giden süreçte Türk milletinin, Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarının arkasında saf saf dizilerek Anadolu'da Türk tarihinin ikinci Ergenekon destanını yazdığını belirten Bahçeli, bu destanın dünya tarihinin nadir örneklerinden biri olarak bütün mazlum milletlere umut olduğunu kaydetti.
Bahçeli, Cumhuriyet'in Osmanlı'nın savaş ve işgallerle yaralanmış topraklarının şifası, bitap düşmüş yüreklerin devası, şehitlerin aziz ruhunun şadı ve gazilerin mutlu mirasının hatırası olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet'in Türk aklının feraseti, Türk iradesinin istihkâmı ve Türk gönlünün dergâhı olduğunu belirten Bahçeli, aynı zamanda tarihin coğrafyayı aydınlattığı hakikat ve Türk irfanından süzülen fazilet olduğunu söyledi. Cumhuriyet'in, Türk milletinin her bir ferdinin iradesine emanet edilmiş bir hürriyet olduğunu vurguladı.
Merhum Halit Fahri Özansoy'un insanın kemik ve etten ibaret olduğu, bu bedene can verenin ise hürriyet olduğu yönündeki ifadesini hatırlatan Bahçeli, en büyük hürriyetin Cumhuriyet olduğunu dile getirdi.
Bahçeli, Türk gençlerine seslenerek Cumhuriyet'in yalnızca kendilerine bırakılmış bir miras olmadığını, akıl, ahlak, azim ve fedakârlıkla yaşatılması gereken bir emanet olduğunu belirtti. Gençlerin ülkenin ufku, güneşi ve ümidi olduğunu ifade eden Bahçeli, Cumhuriyet'in Türk çocuklarının geleceğine uzanan dal, istiklalin teminatı ve istikbalin yarını olduğunu söyledi.
Türk milletine de seslenen Bahçeli, Cumhuriyet düzeninin mayası, istikrarın hamuru, kalkınma ve refahın nihai şekli olduğunu kaydetti. Milli egemenliğin demokrasiyle taçlandığı, milli düzenin hukukla tesis edildiği ve makam ya da statü ayrımı yapılmaksızın haklının hukukunu koruyan adaletin Cumhuriyet'in temel unsurlarından olduğunu ifade etti.
Bahçeli, Cumhuriyet'in Türklüğün birlik ve dayanışma davası olduğunu belirterek milletin birlik ve dirlik içerisinde ilelebet yaşaması temennisinde bulundu.
Cumhuriyet'in en büyük faziletinin kurumsallaşmış demokrasi, kalkınmış devlet ve refah içerisinde yaşayan bir millet olduğunu belirten Bahçeli, toplumsal değerlerin, ahlaki normların ve siyasi düzen anlayışının değişerek yeni bir forma kavuştuğu bir dönemden geçildiğini söyledi.
Böyle bir dönemde şahsiyetli bireycilik, şuurlu hürriyetçilik ve dayanışmacı toplum anlayışıyla Türk milletinin milli ve manevi değerlerini koruyacak, ahlaki standartlarını yükseltecek ilke ve vizyonun Milliyetçi Hareket Partisi'nin müktesebatında bulunduğunu ifade etti.
Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Cumhuriyet'in geleceğe bakan gözü, yarınları idrak eden aklı ve istikbale koşar adım ilerleyen iradesi olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet'in kazanımların varisi, milli devlet ve milli toplum düzeninin hamisi olduğunu belirten Bahçeli, "Önce ülkem ve milletim" düsturu ve sorumlu siyaset anlayışıyla milli uzlaşının zemini olduklarını dile getirdi.
Tarihle kavga etmeyen, coğrafyaya sırtını çevirmeyen ve köklerinden aldığı ilhamla daima geleceğe açılan Türk siyasetinin kutup yıldızının Milliyetçi Hareket Partisi olduğunu ifade eden Bahçeli, kuruluş döneminde atılan istikbal tohumlarını büyütmenin ve güçlendirmenin görevleri olduğunu söyledi.
Bahçeli, Cumhuriyet'in kurduğu düzeni güçlendirerek Türkiye'nin hem bölgede hem kültür ve gönül coğrafyasında hem de bütün dünyada etkili olmasının tarihi bir misyon olduğunu vurguladı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu muasır medeniyetler seviyesine ulaşma ülküsünün demokratik standartları yükseltmek, hak ve özgürlükleri hukukla kurumsallaştırmak, dış politikada başka ülkelerin akıl ve yardımına muhtaç olmamak ve yeni nesil risk ve tehditlerden kurtulmak anlamına geldiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerinin merkez, yönünün ise insanlığın bulunduğu her yer olduğunu ifade etti.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealine sahip olduklarını kaydeden Bahçeli, Türkiye'nin ve bölgenin huzurunu bozan başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı sağlayacak Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun bütünüyle hayata geçirilmesinin tarihi öneme sahip olduğunu söyledi.
Siyasi rakiplerinin karalama ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı siyaset zannettiğini ifade eden Bahçeli, Türk milletinin kararını verdiğini belirtti.
Bahçeli, terörün sona ereceğini, kardeşliğin yükseleceğini, bölgede barış ve huzurun hâkim olacağını, istikrarsızlık nedeniyle çoraklaşan topraklarda refah ve güvenin yeşereceğini dile getirdi. Emperyalizmin kontrolündeki kuklaların tiyatrosunun sona ereceğini ve her şeyin milletin menfaatlerine göre şekilleneceği yükseliş döneminin başlayacağını söyledi.
Bu dönemin adının Türk ve Türkiye Yüzyılı, anahtarının ise Türk birliği olduğunu ifade eden Bahçeli, bu nedenle Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefini savunduklarını, Türk dünyasında birlik ve dirlik istediklerini kaydetti.
Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerin iş birliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle küresel etkinliklerinin ve dünya barışına katkılarının artacağına inandıklarını belirten Bahçeli, Hazar ile Akdeniz'in hasretine son vermeyi, Issık Gölü ile Van Gölü'nü kavuşturmayı, Selenga ile Sakarya'yı buluşturmayı amaçladıklarını ifade etti.
Bahçeli, Merv'in yıldızlarını Söğüt'te seyretmeyi, Taşkent'in havasını Konya'da solumayı, Bakü'de çalan türküye İzmir'de eşlik etmeyi ve Bişkek'te doğan güneşi Ankara'da uğurlamayı arzuladıklarını söyledi. Hoca Ahmet Yesevi'nin hürmet ışığını Mustafa Kemal Atatürk'ün cesaretiyle Türk dünyasıyla buluşturmak istediklerini dile getirdi.
Merhum Abdülhamit Süleyman Çolpan'ın birlik çağrısını hatırlatan Bahçeli, Türk halklarının birleşme vaktinin geldiğini belirtti. Dilde, fikirde ve işte birlik anlayışıyla Türk devletlerinin yolunun aydınlanması gerektiğini, çağın gerektirdiği donanımla atılan umut tohumlarının muhabbet fidanlarına ve kardeşlik ormanına dönüşmesini istediklerini kaydetti.
Aynı kıbleye yönelen yüreklerin, Türkçe düşünen ve Türkçe konuşan dillerin ortak bir gelişme stratejisiyle kendi geleceklerine yön vermesi gerektiğini ifade etti.
Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde üye ülkeler arasındaki kurumsal bağların güçlendirilmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askeri ilişkilerin geliştirilmesi, siyasi ve stratejik iş birliklerinin artırılması yönündeki kararlılığın bir kez daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduklarını belirten Bahçeli, 167 maddeden oluşan sonuç bildirisindeki iş birliği alanlarının bağımsız ve egemen her üye ülkenin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına inandığını söyledi.
Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatının güçlenerek yoluna devam edeceğini, Türk Yüzyılı'nın inşasında bölgesel barış ve huzurun yanı sıra küresel düzenin de kurumsal kalesi olacağını ifade etti.
Fransa'da başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine yayılan sosyal hareketlerin kısa sürede kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüştüğünü belirten Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa'da yaşanan süreci başından beri yakından takip ettiklerini söyledi.
Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler konusundaki hassasiyetini üye ülkelere de hatırlatmasını beklediklerini ifade eden Bahçeli, şiddetin giderek tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından doğru okunması gerektiğini kaydetti.
Uzun zamandır göçmen karşıtlığı, İslamofobi ve Türkofobi üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışan Avrupa'nın ektiği fitne tohumlarının kendilerine dönmeye başladığını belirten Bahçeli, Avrupa'nın bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Artan maliyetlerin, azalan sosyal refahın ve ekonomik sıkıntıların Avrupa toplumlarında sosyal öfkeyi büyüttüğünü ifade eden Bahçeli, Avrupa'nın artık Sanayi Devrimi'nin dinamizmini yaşadığı, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü tartışmasız biçimde koruduğu dönemde olmadığını dile getirdi.
Bahçeli, Avrupa'nın küresel rekabette güç kaybettiğini, ekonomik ve siyasi etkisinin giderek azaldığını vurguladı.
Avrupa için kullanılan, "Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer" sözünü hatırlatan Bahçeli, Avrupa'nın artık pedal çevirecek dermanının da kalmamış göründüğünü söyledi.
Bahçeli, Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin egemenlik hakları kapsamında uluslararası hukuka uygun şekilde attığı adımları sorgulamak ve Türkiye'ye laf yetiştirmek yerine zayıflayan ekonomilerine, ihlal ettikleri değerlere ve tepetaklak giden sosyal ve ekonomik düzenlerine odaklanmalarını tavsiye etti.
Türkiye'nin sahip olduğu jeopolitik konum, güçlü devlet tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa'nın her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyduğu bir ülke olduğunu belirten Bahçeli, buna rağmen Türkiye karşıtlığının her fırsatta sürdürüldüğünü ifade etti.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne daimi üyelik talebinin sudan bahanelerle görmezden gelinmesi halinde Avrupa'nın yeniden doğrulmak için ne zamanının ne de fırsatının kalacağını söyledi.
Avrupa'da yaşanan sosyal kaos ile bölgede devam eden çatışma ve savaş atmosferinin düzen ve dirliğin önemini ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, düzen ve dirliğin bir toplumun huzur, güven ve istikrar içerisinde varlığını sürdürebilmesinin temel unsurları olduğunu ifade etti.
Düzenin yaşamın belirli kurallar, ilkeler ve değerler çerçevesinde şekillenmesini ifade ettiğini kaydeden Bahçeli, dirliğin ise bu düzenin sağladığı huzur, uyum ve esenlik hâlini temsil ettiğini söyledi.
Bu iki kavramın toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği, bireylerin güven içerisinde yaşayabilmesi ve ortak bir gelecek inşa edebilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirten Bahçeli, Türk düşüncesinde düzen ve dirliğin kâinat içerisinde dünyayı, dünya içerisinde tabiatı, tabiat içerisinde insanı ve diğer canlıları tasavvur etmenin anahtarı olduğunu dile getirdi.
Bahçeli, bu anlayışın bireyi toplumla, toplumu töreyle, töreyi ise devletle kaynaştıran dirliğin kapısı ve birliğin çatısı olduğunu kaydetti.
Milliyetçi Hareket Partisi'nin birey, toplum ve devlet sacayağı üzerine oturttuğu düzen ve dirlik anlayışının, bireyi şahsiyet, toplumu fazilet, devleti ise adalet kavramlarıyla tanımlayan medeniyet anlayışının bir parçası olduğunu söyledi.
Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünden hareketle insanın yüce değerini tanımanın, kabul etmenin ve güvence altına almanın düzen anlayışlarının temelini oluşturduğunu belirten Bahçeli, "İnsan ahlak iledir" anlayışı doğrultusunda toplumsal yaşamın her alanında fazilet ve dürüstlüğün tesis edilmesinin de bu temel üzerinde yükselen sosyal sütunları oluşturduğunu ifade etti.
"Devletin dini adalettir" anlayışıyla hukukun üstünlüğünü ve yüksek demokratik standartları esas alan siyasi sistemin, hizmette kaliteyi önceleyen şeffaf ve hesap verebilir kamu yönetiminin düzen ve dirlik anlayışlarının siyasi çatısını oluşturduğunu kaydetti.
Bahçeli, Türkiye'nin dirlik ve düzen içerisinde olduğunu ancak ülkenin huzurunun aynı zamanda bölgesel ve küresel sistemde denge ve istikrarın sağlanmasıyla doğrudan bağlantılı bulunduğunu vurguladı.
Uluslararası sistemde büyüyen ve derinleşen adaletsizliğin insanı yaşamından, toplumu huzurundan, devletleri ise istikrarından uzaklaştırdığını belirten Bahçeli, böyle bir ortamda Türkiye'nin egemenlik haklarının gerektirdiği tedbirleri almak zorunda olduğunu söyledi.
Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasının memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ifade eden Bahçeli, söz konusu mutabakatın iki dost ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik iradenin bir sonucu olduğunu kaydetti.
Bahçeli, uzun bir tarihi geçmişe, ortak kültür ve anlayışa sahip iki ülke arasındaki mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde her iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözettiğini belirtti. Anlaşmanın herhangi bir ülkenin hakkına ya da uluslararası hukukun ilke ve kurallarına zarar vermediğini vurguladı.
Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nda, özellikle de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenlik sahasında herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini defalarca ve kararlılıkla dile getirdiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin komşularıyla dostane ilişkileri güçlendirmek, karşılıklı rızaya dayalı iş birliği mekanizmaları oluşturmak ve hükümetler arasındaki yakınlaşmayı halklara da yaymak suretiyle bölgede barış, huzur ve istikrarı güçlendirmeyi amaçladığını söyledi.
Türkiye ile Libya arasındaki dostane ilişkilerden rahatsızlık duyanların yaşanan gelişme üzerine tepkilerini ortaya koyduğunu ifade eden Bahçeli, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Türkiye aleyhine bu ülkeleri kışkırtan İsrail'in yanı sıra birlik ve dayanışma adı altında Türkiye'yi Rum-Yunan tezleriyle eleştiren Avrupa Birliği'nin de gelişmeden rahatsızlık duyduğunu kaydetti.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı'nın yaptığı ortak basın açıklamasının, Avrupa Birliği'nin çelişkilerle dolu yaklaşımını ve çaresizliğini ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, Brüksel'deki yetkililere Türkiye'nin tam bağımsız şekilde ve yalnızca kendi menfaatleri doğrultusunda karar alıp uygulayabilecek kudrete ve iradeye sahip olduğunu hatırlattı.
Bahçeli, Türkiye'ye parmak sallamanın, istikamet tayin etmeye çalışmanın ve ülkeye ne yapıp yapamayacağı konusunda talimat vermenin Avrupa dahil hiç kimsenin haddine olmadığını söyledi.
Ne Türkiye'nin ne de Libya'nın Avrupa'nın beklenti ve taleplerine göre hareket etmek zorunda olduğunu belirten Bahçeli, Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesinin herkes açısından hukuken ve siyaseten en doğru karar olacağını ifade etti.
Diğer taraftan 23 Ekim 2026'da İstanbul'da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ile Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıyı değerlendiren Bahçeli, buluşmanın Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrar için yürüttüğü çok taraflı diplomasinin somut bir göstergesi olduğunu söyledi.
Türkiye'nin sahadaki gücünü ve diplomatik kapasitesini etkin biçimde kullanmasının bölgesel meselelerde kilit bir role sahip olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Bahçeli, R4 Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ortak bildirinin başta Filistin meselesi olmak üzere Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki çatışma ile bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik önemli mesajlar içerdiğini kaydetti.
7 Ağustos 2026'da Mekke'de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasını değerlendiren Bahçeli, Mekke Anlaşması'nın taraflar arasındaki güveni, iş birliğini ve dayanışmayı artıracağını, bölgede yaşanan sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasını sağlayacak önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.
Tarafların askeri imkân ve yeteneklerinin konuşlandırılması da dahil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören Mekke Ortak Savunma Antlaşması'nın onaylanmak üzere TBMM'nin gündeminde bulunduğunu belirten Bahçeli, hususi saldırganlığın sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilmesi amacıyla anlaşma hükümleri çerçevesinde bütün imkânların harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Savunma ve savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin daha da geliştirilmesinin gerekli olduğunu kaydeden Bahçeli, söz konusu anlaşmanın 21 Ekim 2026'da Doha'da Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Mutabakatı'yla daha sağlam bir zemine kavuştuğunu ifade etti.
Dört dost ve kardeş ülkenin savunma sanayisi alanındaki birikimlerini, kabiliyetlerini ve kapasitelerini bir araya getirmeyi hedefleyen Bedir Mutabakatı'nın askeri üretim, ortak araştırma ve geliştirme, teknoloji paylaşımı ve teknik askeri eğitim alanlarında iş birliğini artırmayı amaçladığını belirten Bahçeli, mutabakatın iki üyesinin aynı zamanda Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın tarafı olduğunu hatırlattı.
Ortak projelerin belirlenmesi, onaylanması ve hayata geçirilmesini öngören mutabakatın savunma sanayisinde ürün tedarikine dayalı ilişkilerin ötesine geçtiğini belirten Bahçeli, birlikte geliştirme, birlikte üretme ve müşterek kabiliyetler kazanma anlayışının güçlendirilmesinin stratejik önem taşıdığını söyledi.
Bahçeli, Türkiye'nin savunma sanayisinde son yıllarda elde ettiği önemli başarıların yeni gelişmeler sayesinde dost ve kardeş ülkelerin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına da önemli katkılar sunacağını ifade etti.
İsrail'de gerçekleştirilen seçimlerin sonuçları itibarıyla önemli gelişmelere gebe olduğunu belirten Bahçeli, bölgedeki güven ve istikrar iklimini bozan unsurlardan biri olarak gördüğü İsrail seçimlerinin hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koyduğunu söyledi.
İsrail siyasetinin adeta ikiye bölündüğünü kaydeden Bahçeli, Arap partilerinin seçim tablosunda güçlü bir konum elde etmesinin dikkat çekici bir gelişme olduğunu ifade etti.
Bahçeli, seçim sonuçlarının İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini belirtti. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluştuğunu kaydeden Bahçeli, bu fırsatın bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirilebileceğini söyledi.
Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümet kurulmasının İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihi bir adım olacağını ifade eden Bahçeli, böyle bir adımın yalnızca İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacağını, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından da yeni imkânlar oluşturabileceğini dile getirdi.
Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın ve uluslararası Yahudilik kuruluşlarının İsrail halkının tamamını kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesinin, Filistin için yürütülen barış çabalarında yeni ve olumlu bir aşamayı mümkün kılabileceğini belirtti. Böyle bir gelişmenin İran ve Yemen dahil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne de katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Bahçeli, "Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmeli, Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir" dedi.
İsrail'de farklı unsurların temsil edildiği bir yürütme oluşturulmasının Musevi ve Müslüman halklar arasındaki kutuplaşmayı azaltacağını ve uzlaşı kültürüne katkı sunacağını belirten Bahçeli, bu tarihi adımın yalnızca bugünün siyasi dengelerine yönelik bir çözüm olmayacağını, aynı zamanda geleceğin barış ve istikrarına yapılmış önemli bir yatırım niteliği taşıyacağını kaydetti.
Gazze'deki ateşkese rağmen Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimcilerin saldırılarına her gün yenilerinin eklendiğini ifade eden Bahçeli, ABD, İsrail ve İran arasındaki askeri çatışmalar ile Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin de bölgesel barış ve istikrarı tehdit etmeyi sürdürdüğünü söyledi.
Taraflardan gelen son açıklamaların ABD'nin yeniden saldırı seçeneğini gündemde tutmaya devam ettiğine, İran'ın ise askeri ve ekonomik baskılara rağmen temel pozisyonundan vazgeçmek niyetinde olmadığına işaret ettiğini belirten Bahçeli, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik girişimlerde de henüz başarı sağlanamadığını kaydetti.
Bahçeli, belirsizliğin devam etmesinin beklendiğini, savaşların enerji, ekonomi, ticaret ve tedarik alanlarında oluşturduğu olumsuz etkilerin bütün dünyada daha büyük tahribata yol açma ihtimali bulunduğunu ifade etti.
Bölgedeki kaygı verici gelişmelerin yanı sıra Suriye ve Irak'ta sevindirici gelişmelerin de yaşandığını belirten Bahçeli, Irak Başbakanı'nın silahların devlet elinde toplanmasının geri dönüşü olmayan nihai bir karar olduğu yönündeki açıklamasını değerlendirdi.
Irak Başbakanı'nın yasa dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik irade ortaya koymasının Terörsüz Bölge hedefinin meyve vermeye devam edeceğine işaret ettiğini belirten Bahçeli, Irak'ın egemenlik sahasının tamamında devlet otoritesinin tesis edilmesinin Irak halkı ve bölge açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Türkiye ile Irak arasındaki güçlenen ilişkilerin Kalkınma Yolu Projesi'nin hayata geçirilmesiyle çok daha ileri bir noktaya taşınacağını ifade eden Bahçeli, ilişkilerin yeni dönemde artan ticaret, insani temaslar, ekonomik büyüme ve refahla şekilleneceğini kaydetti.
Birçok önemli uluslararası toplantıya ev sahipliği yaparak diplomaside öne çıkan Türkiye'nin güvenilen, itibar edilen ve barışçı çözümlerin adresi olan bir ülke konumuna ulaştığını belirten Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'nin itibarına katkı sunan herkesi tebrik etti.
Türk düşüncesinin kıymetli isimlerinden Farah Abinin doğruyu bilmenin önemine ilişkin sözlerini hatırlatan Bahçeli, içinde bulunulan siyasi ve toplumsal süreçlerin anlaşılması için öncelikle doğrunun bilinmesi gerektiğini ifade etti.
Doğru bilindiğinde yanlışın da anlaşılabileceğini ancak önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamayacağını belirten Bahçeli, atılan adımların hakkaniyetle değerlendirilmesi ve meselelerin siyasi ihtirasların gölgesinde değil, devletin bekası ve milletin geleceği perspektifinden ele alınması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin terörden arındırılmış, huzur ve güvenliğin hâkim olduğu bir geleceğe ulaşmasının hem ülke hem de bütün bölgenin istikrarı açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefinin günübirlik siyasi hesapların ötesinde milletin huzuruna, devletin gücüne ve gelecek nesillerin güvenliğine ilişkin stratejik bir mesele olduğunu dile getirdi.
Böylesine önemli bir süreçte atılan adımları ve ortaya konulan iradeyi görmeden ya da bilerek görmezden gelerek toplumu karamsarlığa, kutuplaşmaya ve kaosa sürüklemeye çalışmanın kabul edilebilir bir siyasi tutum olmadığını belirten Bahçeli, her siyasi adımın eleştirilebileceğini ve her kararın sorgulanabileceğini söyledi.
Demokratik toplumların gücünün eleştiri ve denetim mekanizmalarından geldiğini ifade eden Bahçeli, buna rağmen eleştiri ile istismar, demokratik itiraz ile toplumsal huzuru bozmaya yönelik kışkırtıcılık arasındaki farkın iyi bilinmesi gerektiğini kaydetti.
Terörün sona ermesi, kardeşliğin güçlenmesi ve bölgesel huzurun tesis edilmesi gibi hayati hedeflerin bulunduğu bir dönemde sorumsuz söylemlerle toplumu sokağa çağırmanın milletin ortak geleceğini tehlikeye atmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını söyledi.
Eleştirinin sorumlulukla yapılması ve farklı düşüncelerin ülkenin birliği, milletin huzuru ve hukukun üstünlüğü gözetilerek dile getirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, 6 Ekim tarihli TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmayı hatırlattı.
Bahçeli, ideolojik farklılıklar bulunsa da politik merkezin Türkiye, siyasi rekabet alanı ne kadar geniş olursa olsun sabit noktanın Ankara, siyasi yöntemler farklılaşsa da yönün Türk istiklali ve egemenliği olduğunu ifade ettiğini anımsattı.
Milli meselelerin siyasi kazanç uğruna istismar edilmesinin demokratik olgunlukla ve toplumsal sorumlulukla bağdaşmadığını belirten Bahçeli, sokakları gerilim ve çatışmanın adresi hâline getirmeye çalışmanın siyasetin konusu olamayacağını söyledi.
Bahçeli, "Siyasetin görevi tahrik etmek değil, birleştirmektir. Kutuplaştırmak değil, kucaklaştırmaktır" dedi.
Türkiye'ye ve millete değer katan bir anlayışın hâkim kılınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, hiç kimsenin toplumsal huzursuzluktan, kargaşadan ve ayrışmadan medet ummaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin ihtiyacının aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyuyu, hukukun üstünlüğünü ve demokratik zemini güçlendirmek olduğunu belirten Bahçeli, yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanının geldiğini söyledi.
Siyasetin kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarılması gerektiğini kaydeden Bahçeli, siyasetin ahlakla, toplumsal hayatın ise huzur, güven ve umutla buluşturulması gerektiğini dile getirdi.
Vatandaşların sabrını sınayanların ve sorumluluk almak yerine topluma yük olmaya devam edenlerin milletin irfanını ve ferasetini hafife almaması gerektiğini belirten Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde Cumhur İttifakı'yla büyütülen kardeşlik ve dayanışma iklimine zarar verilmemesi çağrısında bulundu.
Ortaya konulan emek ve gayretin nihai hedefinin insanlık olduğunu ifade eden Bahçeli, insani değerlerin siyaset dahil her şeyin üzerinde bulunduğunu söyledi.
Aklın öfkeye, nezaketin kabalığa, zarafetin görgüsüzlüğe, helal kazancın tamahkârlığa ve terbiyenin edepsizliğe terk edilmesi durumunda insanlığın ve adamlığın ortadan kalkacağını belirten Bahçeli, uzaktan adam gibi görünen ancak adamlıktan uzak olanların görünüşte farklı olsalar da özde aynı olduklarını ve kendi nazarlarında adam bile sayılamayacaklarını dile getirdi.
Bahçeli, siyasette arınma ve aklanmanın ertelenemez bir gereklilik olduğunu bir kez daha vurguladı.
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin kutlu bir söz, ufukları kuşatan bir göz ve kardeşçe yaşatılan bir cevher olduğunu ifade eden Bahçeli, milletvekillerini sevgi ve saygıyla selamlayarak sözlerini tamamladı.